Beyaz Türktüm istifa ediyorum


+1

Reklamı Geç


Beyaz Türktüm istifa ediyorum

Son Dakika Haber Portalı

Beyaz Türktüm istifa ediyorum
Bu içerik 237 kez okundu.

Yıllar yılı tariflenen bir kesim Beyaz Türkler. Türkiye'de toplumsal krizlerin kritik aşamalarında görünürler. Toplumsal gelişmeleri okuyamadıkları hep söylenir. Demokrasinin tehlikeye girdiği dönemlerde yanlış tarafta pozisyon almaları olağandır.

Onlar Can Paker'e göre Türkiye'nin en önemli sorunu. Siyasetçi Bülent Akarcalı'ya göreyse her zaman Türkiye'yi Batı'ya şikayet eden kesim. Kutluğ Ataman bu kesim için "Hormonlu domates gibiler" diyor.

Kürt sorununa çözüm aranırken 'Kürt yoktur' noktasındaydılar. Ama sonra HDP'ye oy verir hale geldiler. Protesto eylemlerini küçük görürken Gezi olaylarında boy gösterdiler.

15 Temmuz darbe girişimi sırasında, darbeye karşı net tavır alma konusunda tereddüt ettiler. Şimdi yine gündemdeler ama bu sefer "Nerede hata yaptık?" diye tartışıyorlar.

Yıl 2010, askerdeyim. Bir arkadas "Abi sen gazetecisin bilirsin, ne demek bu Beyaz Türk" dedi. Dilimin döndügü kadar anlatmaya çalıstım basaramadıgımı arkadasın yüz ifadesinden anladım. Kolay degil Beyaz Türk'ü anlatmak... Beyaz Türk, Amerika'daki elit kesime verilen WASP'tan (Beyaz, Anglo- Sakson-Protestan Amerikalılar) ilham alınarak üretilen bir kavram. Ilk olarak gazeteci Ufuk Güldemir, Texas-Malatya kitabında Türk elitlerini tarif etmek için kullandı. Sonra kimi sosyologlar bu kavramının içini doldurmaya çalıstı. Arkasından kimi yazarlar tanımı genisletti. Bu nedenle Beyaz Türklerle ilgili farklı tanımlar ortada dönüp duruyor, yıllardır. Faklı tanımlardan dolayı da aynı zaman da muglak bir kavram. Ama surası da bir gerçek, 2000'li yıllardan itibaren sıklıkla bu olgu karsımıza çıkıyor. Zaman zaman polemiklere, tartısmalara neden oluyor. Bazen roman kahramanı olarak bazen de filmlerde de karakter olarak görünüyor bize. Beyaz Türk tanımlarında zengin, iyi egitimli, Batıcı, seküler yasam biçimi süren gibi bilesenler olsa da her zengin, her iyi egitimli, her Batı dünyasını iyi bilen kisiye Beyaz Türk damak mümkün degil. Kendilerini üstün görmeleriyle ilgili bir durum tespiti hep yapılır. Onlara yönelik en önemli elestiriyse, toplumsal gelismeleri iyi okuyamamaları ve demokrasi kültürünün gelismesi sürecinde genelde yanlıs tarafta yer almaları. Bunun da sebebi olarak imtiyazlı olduklarını düsünmeleri ve pozisyonlarını korumak için zaman zaman çesitli güç odaklarıyla ittifaklar kurma motivasyonları gösterilir. Mesela Ak Parti karsıtlıgı ya da körüklenen Recep Tayyip Erdogan düsmanlıgı nedeniyle son yıllarda Türkiye'yi istikrarsızlıga götürecek girisimlerin paydası olmaktan pek çekinmediler. Kürt sorunu tartısılırken, çözüm aranırken 'Kürt yoktur noktasındayken' gün geldi HDP'ye oy verdiler. Hiçbir eylemde görünmezken, protesto eylemlerini küçük görürlerken birden Gezi olaylarında boy gösterdiler. 15 Temmuz darbe girisimi sırasında, darbeye karsı net tavır alma konusunda tereddüt ettiler. Peki buralara nereden geldik? Beyaz Türkler, Türkiye'de toplumsal hareketliligin ivme yaptıgı dönemlerde, toplumsal krizlerin kritik süreçlerinde bir sekilde gündeme getirirler kendilerini. Mesela ülkede Cumhurbaskanlıgı seçimi yapılacak, Beyaz Türklerin tavrını ögreniriz. Ülkede ekonomik kriz bas gösterir ya da kurumsal krizler yasanır, Beyaz Türklerin sesini duyarız. Yine öyle oldu. 15 Temmuz darbe girisimi sonrasında bir Beyaz Türk tartısması alevlendi. Ama mevzu bu sefer baska. Birbirlerini elestiriyorlar. Aslında bu tartısma bize Beyaz Türkler arasında artık fay hatları olusmaya basladıgını, tutumlarını nihayet gözden geçirme ihtiyacı duyduklarını gösteriyor. Beyaz Türk dünyasını bilen, bunun üzerine gözlemleri olan ve yazıp çizen insanlarla Beyaz Türk meselesini masaya yatırdık. Kimdir bu Beyaz Türkler ve simdilerde yapılan tartısmalar bize neyi gösteriyor?



Yanlış bir projeydi ve bugün tarihsel bir mağlubiyet yaşıyorlar
Cumhuriyetin kuruluşunda devlet, Türkiye'nin Batılı olması için örnek bir vatandaş tipi düşündü. Bunlar iyi eğitimli olacaklar, lisan bilecekler, yaşam tarzları Batılı gibi olacak... Amaç, bu özellikte olan vatandaşların diğerlerine örnek olması, zamanla herkesin bu vatandaş tipine dönüşmesiydi. Bu bir projeydi. Ama sosyolojik olarak yanlış bir projeydi.


Lakin devlet hep bu projesine ve bu örnek vatandaşına sahip çıktı. Onları sosyal ve ekonomik olarak korudu. Mesela bunlar girişimci haline getirildi, müşterileri devlet oldu, gümrük sistemiyle palazlandırıldı, onlara kolay pazarlar yaratıldı. Yani Marksist anlamda tanım doğru olmasa da devlet eliyle bir sınıf yaratılmak istendi. Tabii ortaya çıkış nedenlerinden dolayı da devletin kurumlarıyla, bürokrasiyle iç içe yaşadılar. Bir sınıf olmalarına ve bu kadar devlet ve bürokrasiyle içli dışlı olmalarına rağmen egemenliği alamadılar. Ancak egemenliği kullanan kurumları kullanarak hayatta kalabildiler. Bu kurumlar ordu, yargı, polis, MİT, TÜBİTAK gibi yapılardı.

EN ÖNEMLİ SORUN
Turgut Özal, 24 Ocak Kararları'yla Türkiye'yi dünya rekabetine açınca, kapitali serbest bırakınca, Anadolu'da sanayiye yönelik altyapı yatırımları yapılınca işler değişti. Çünkü bu noktadan sonra Anadolu'dan birden bire yeni bir girişimci sınıf ortaya çıktı. Onlar sonraları yeni bir orta sınıfı oluşturdular. Bunlar Beyaz Türkler kadar kapital sahibi olmasa da devlet koruması altında olmadan geliştiler. Bu sınıf da Adnan Menderes'le başlayan Turgut Özal ile devam eden ve Recep Tayyip Erdoğan ile bugünlere gelen devlet içindeki milli egemenlik kavgasında, bu çizgiyi destekledi. Doğal olarak da Beyaz Türklerle de mücadele ettiler.


Beyaz Türkler siyaseten hiçbir zaman tayin edici olmadılar ama devlet kurumlarında etkileyici oldular. Ama Beyaz Türkler'in en büyük müttefiki olan bürokrasinin yeniden yapılandırılmasıyla etkilerini kaybettiler. Şimdilerde tarihsel bir mağlubiyet yaşıyorlar. Bunun farkındalar ve sıkıntılarını yaşıyorlar. Ben bu insanları tek tek suçlamıyorum. Tarih ve sosyoloji onlara belli bir görev verdi. Ama bence Türkiye'nin en önemli sorunudur Beyaz Türk meselesinin hallolması. Çünkü sosyolojik olarak kökleri olmayan bir yapı ve elinde büyük kapital ve insan gücü var. Şu anda da Türkiye'deki varlıkları yüzde 15 civarındadır.



sekülarizmdir

Beyaz Türkler üzerine ben ve birkaç kişi daha çok yazdık. Ne oldu? Hakikaten kendini cidden iyi eğitimli, kültürlü, soy sopu bakımından memleketin hakiki sahibi, hani neredeyse mavi kanlı sanan tipler çıktı. Yok yahu! Beyaz Türk dediğimiz sosyal kesim, ancak zenciler, esmerler, dışlanmışlar, aşağı sınıflar kurgulayıp kendi yerini onlar üzerinden tarif eden kesimdir. Mesela onlar için dindarlar 80 yıl 'esmer' kalmış, bunlar onlara bakıp 'aman da ne kadar beyaz, Batılı ve akıllıyız' falan deyip durmuştur... Ben epeydir bu deyimi kullanmayı bıraktım. İşin doğrusu, tamamının ana niteliği Batıcı sekülarizmdir. Zaten son zamanlarda 'yahu adam kırk yıllık CHP'liydi, HDP'li oldu' veya 'yılları Fetö'yü eleştirmekle geçen sosyal demokrat şimdi Fetöcüler siyasal İslam'ı eleştirince onlara kul köle oldu' türünden yakınmalara da gülüp geçiyorum. Çünkü hepsinin temel özelliği şucu, buculuk değil, sonuna kadar seküler hayat tarzını savunmaktır. Bu onların temel ittifakıdır. Hayat değil yalnız. Oraya dikkat. Bir 'hayat'ları olduğu şüpheli; içi boş bir hayat tarzından söz ediyoruz. Demokrasisiz demokratlıktan, Batısız Batıcılıktan, anti-kolonyalizmle zerre ilgilenmeyen bir solculuktan söz ediyoruz. Bütün varlıkları, davaları dindarlara karşıtlık üzerine kuruludur, gerisi işin siyasal cilasıdır, palavradır.




Beyaz Türklüğü bir var olma durumu, ruh hali olarak görüyorum. Psikolojik, sosyal ve sınıfsal bir olgu. Bir örnek vereyim. Yıllar önce Teşvikiye'de bir lokantada otururken, namlı bir akademisyenin garsona bağırmasıyla irkilmiştim. "Bu ne biçim bolonez sos, salçası az" diyordu. Bolonez sos domatesten yapılır onu bilmiyor. Ama yanlış bilgisiyle, ekmeğini kazanmaya çalışan garsona bağırıp çağırıyor. Hayır itirazın varsa git şefle, lokanta sahibiyle konuş, garsona ne bağırıyorsun. Bahsettiğim ruh hali bu işte. Kendini üstün görme hali. Birtakım ezberlenmiş söylemlerle, hareketlerle bunu dışa vuruyorlar. Esasen her kesimde her grupta belli bir noktadan sonra beyazlaşma olur. Ama bizdeki durum şu: Türkiye'de toplumun büyük kesimleri tecrit edilerek bir model yaratılmak istendi. Belirli normlar belirlendi. Bu normlara uymayan kesimler tecrit edildi ve görünmez hale getirildi. Ülkeyle uzaktan yakından alakası olmayan sanat, kültür formlarının empoze edilmesiyle, bu model Türk modernleşmesi içerisinde güçlendirilmeye, yaşatılmaya da çalışıldı. Sonra o tecrit edilen kesimler, toplumun gelişmesiyle seslerini yükseltmeye başladı. Demokrat Parti, Anavatan Partisi, Ak Parti, genel olarak bu tecrit edilmiş insanların biriktirmiş oldukları enerjisini kullanarak iktidara geldiler. Toplumu demokratikleştirmeye çalıştılar. Zaten bu enerjinin dışa çıkması sırasında Beyaz Türklük meselesi gündeme geldi. Beyaz Türkler serada yetiştirilmiş hormonlu domatesler gibidir. Ama o sera yırtıldı. Doğal şartlarla yüz yüze geldiler. Tabii bu şartlarda ayakta kalmaları uzun vadede çok zor. Zaten son zamanlarda şimdiye kadar Beyaz Türklükten nemalanmış gazetecilerin yavaş yavaş kendi içlerinde birbirlerini eleştirdiklerini gözlemliyoruz. Aslında bunu sağlıklı bir gelişme olarak görüyorum. Ama bu Beyaz Türk meselesinin ortadan kalktığı anlamına da gelmiyor. Mutlaka marjinal olarak devam edecektir.


Sanat dünyası da hiç beklemediğim bir şekilde 'Recep Tayyip Erdoğan gitsin de biz Beyaz Türk olmaya razıyız' şeklinde bir galeyan ve hezeyan içerisine düştü. Bu noktadan itibaren kendilerini sildiler ve yok ettiler. Mesela bakın sanat dünyasındaki ivmenin birden bire terse dönmesinin sebeplerinden biri budur.



bir şey yapmazlar
Baba tarafım İzmirlidir. Anne tarafından dedem İstiklal Savaşı'nın gazi komutanlarındandır. Söz konusu Atatürkçülükse kimseye laf söyletmem. Ortaokul ve liseyi Saint Joseph Fransız Lisesi'nde, üniversiteyi burslu olarak Brüksel Üniversitesi'nde okudum. Bunları anlatıyorum çünkü kim olduğum bilinsin getirdiğim eleştirinin önemi iyi anlaşılsın istiyorum. Kendini Beyaz Türk olarak adlandırılan insanları fazlasıyla iyi tanırım. Bunlar Ortaköy-Bebek arasında yaşayan ve Türkiye'yi bildiklerini zanneden insanlardır. Aslında son derece marjinal bir kesimdir. Ama toplumsal olarak güçlü olduklarını, toplumsal bir karşılıkları olduğunu göstermek için modern, laik, Atatürkçü maskesi takarlar. Mustafa Kemal sağ olsaydı bunları sopayla kovalardı. Çok dar bir çevrede yaşarlar. Oturdukları mahallenin bir kilometre ötesini bilmezler. Babaları Atatürk'ün muasır medeniyetler hedefini Batı olarak görmüş ve hep bir Batı taklitçisi olmuşlardır. Çocukları da babalarının vergilerini verip vermedikleri meçhul paralarla, şimdiki gelişmiş Türkiye'de son derece refah ve zengin hayatlar sürer.


Önemli bir özellikleri, yaşadıkları toplumdan kendilerini soyutlayıp toplumda üst bir noktaya kendilerini koymalarıdır. Kendilerini böyle soyutlayınca ne toplumu ne de ülkedeki gelişmeleri doğru düzgün okuyabilirler. Bunun için de mesela toplumdaki eksiklikleri medeni cesaretleriyle çıkıp savunmak yerine, gidip Batı'ya şikayet ederler. Türkiye aleyhine ne kadar bildiri varsa imza atarlar. Turgut Özal'ın masayı yumruklayarak 'Bunlar daha ne istiyorlar' dediklerini biliyorum. Şimdi eskisi gibi güçlü değiller. Hamamda şarkı söyleyip kendi seslerini dinleyen insanlara dönüştüler.


Kendilerini feda ederek Türkiye lehine bir şey yaptıkları varsa göstersinler. Benim bildiğim yok. Bunun için zaten toplumda taban tutmuyorlar. Son zamanlarda kendi içlerindeki tartışmanın da geçici bir durum olduğunu düşünüyorum. Bu tartışmanın sebebi 15 Temmuz'da kendilerinin gösteremediği cesareti vatandaşın göstermesi karşısında yaşadıkları şaşkınlık. Geçici diyorum çünkü yaşadığı toplumun değerlerinden uzaklaşan bir insanın bu değerleri tekrar kazanması zordur. Bu kişilerin sosyal psikologlar tarafından incelenmesi gerekir



Beyaz Türk kavramı, azınlıkların mülksüzleştirilmesi politiklarıyla yaratılmaya çalışılan ayrıcalıklı sınıfı, milli burjuvaziyi tanımlamak için kullanıldı. Başlarda kültür endüstrisinin, ekonominin ve politik merkezin hakimiyetini elinde tutan bu sınıf da şimdilerde onların karşısında konumlananlar da tanım ihtiyacı hissetmediler. Ta ki 'çevrenin' merkeze tazyiki bir tehdit oluşturana kadar... Bu çelişkinin doğurduğu hakimiyet mücadelesi 'beyazları' tahkim etti. Tartışma bir varoluş mücadelesine dönüştü. Konunun 'geleceğini' gören merkez medyanın eforlarıyla da bu ekonomi-politik eksenli tartışma 'magazinleşip' mecrasından kaydı.

PABUÇLARI DAMA ATILDI
Yakın zamana kadar merkezin nimetlerinden yaralanan bu sınıfın ekonomik, politik ve kültürel hayatı ciddi şekilde domine ettiklerini söyleyebiliriz. Ancak özellikle Türkiye'nin son 15 yıldır içinde bulunduğu dönüşüm süreciyle birlikte tabiri caizse pabuçları dama atıldı. Çünkü itinayla 'dışarıda' tutulmuş çevre, güçlü siyasi temsilcileri aracılığıyla etkinleşmeye ve sermaye birikimini arttırmaya başladı. Nüfuzunu kaybetmeye başlayan ve moral olarak gerileyen 'beyazlar' bugün hâlâ varlıklarını koruyor. Zira bugün yanlarına, Beyaz Türk tanımına sokamayacağımız, ancak bu cepheyi 'meşruiyet kaynağı' olarak gördükleri için sahiplenip savunan 'kentli proleterleri' de katmayı başardılar.


Tasfiye olan bir sınıfın siyaseti ve toplumu yanlış okuduğuna dair ekstra bir delile ihtiyaç yok zaten. Sorun 'gelecek vadetmeyen' bu cepheye eklemlenen çevredeki unsurların varlığı. Örneğin en radikal rejim ve devlet muhalifleri bile bugün kendilerine 'beyazların söyleminde' bir yer bulabiliyor. Bugün 'Beyaz Türküm' demek mantıklı bir pozisyondan ziyade, kadri bilinmemiş romantik bir haklılığın ifadesi olarak kullanılıyor. Söz söyleme tekelini elinde bulundurmanın meşruiyet kaynağıymış gibi görülüyor.


Evet Beyaz Türkler sırtlarında yükseldikleri sınıflara göre ciddi bir deneyim sahibi. Ancak Avrupa'da olduğu gibi özgün bir dünya yarattıkları söylenemez. Gerek üretim ilişkilerindeki konumlarına gerekse kültürel hayatla ilişkilerine bakıldığında da kurumsallaşmış bir burjuvazi yok karşımızda. Bu eklektik pozisyonları, halkın 15 Temmuz'da ülkeyi sahiplenişiyle daha amorflaştı. Demokrasiyi, vatanı, laikliği koruyup kollayan halkın yaptığı devrim, rekabete hiç alışık olmayan 'Beyazları' bir küskünlüğe itekleyip daha marjinalleştirecek. Ya çağa uyacaklar ya da tapınak şövalyeleri misali karikatürleşecekler.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
O Gece Böyle Yakalanmışlardı! 74 Haine Şok
O Gece Böyle Yakalanmışlardı! 74 Haine Şok
Hürriyet’in asgari ücret alerjisi!
Hürriyet’in asgari ücret alerjisi!