David Blatt: Ekmeğimi paylaşmak istiyorum


+1



David Blatt: Ekmeğimi paylaşmak istiyorum

David Blatt 1.5 sezon çalıştırdığı Cleveland Cavaliers’la NBA finali görüp, ertesi sezon da Doğu birincisiyken görevine son verildi. Geçen yaz NBA’de başka bir takıma gitmesi beklenirken bir anda Darüşşafaka Doğuş’la anlaştı. Avrupa’dan NBA’e giden ilk koç olarak oradaki deneyimlerini, neden döndüğünü, buradaki hedeflerini konuştuğumuz Blatt, felsefesini şöyle açıklıyor: “İbranice’de bir söz vardır ‘Ekmeğini paylaş’. Ben nasıl başka koçlardan, oyuncularımdan, başkalarından çok şey aldıysam, ben de bir şeyler vermek isterim. Hayata ve basketbola yaklaşımım hep bu oldu.”

David Blatt: Ekmeğimi paylaşmak istiyorum

Önce yakın geçmiş. Cleveland Cavaliers sizin için nasıl bir deneyimdi?
- Tek kelimeyle harikaydı. NBA finallerine gittik. Dünya’nın sayılı oyuncularına, Dünya’nın en iyi oyuncusuna koçluk yaptım. Çok iyi gitti, sadece iyi sonlanmadı. Bu da hayatın bir parçası.
Bu konuyla ilgili olarak “Ben işimi yapmakta başarısız olmadım, işimi korumakta başarısız oldum” dediğinizi biliyorum.
- Evet. Aynen böyle düşünüyorum. Bu sonucu değiştirmek için bazı şeyleri daha farklı yapmam gerekiyordu. Bunu o deneyimden sonra daha net görebiliyorum. Ama bu da bir deneyim ve kendini geliştirme süreci.
Cleveland’dan önce Golden State ve Minnesota’da baş asistanlık teklifi gelmişti size. O tekliflerden birini tercih etseniz durum farklı olur muydu? İki görev de bir başantrenör kadar değerli. Golden State zaten çok ön planda. Keza Minnesota’da daha sonra aramızdan ayrılan Flip Saunders’ın görevde kalmayacağı biliniyordu. İkisinin asistanı da hemen ertesi yıl başantrenör oldu zaten.
- Evet farklı olabilirdi ama ben başantrenör olmayı istiyordum. O zaman bu seçimi yaparken de çok emindim. Şimdi geriye bakınca da tercihimi yeniden değerlendirmiyorum, benim için doğru karar oydu. Elbette NBA yolculuğum daha farklı olurdu. Ama her seçimde yolculuk değişir.
Siz Cleveland’la anlaştığınız zaman ortadaki tablo çok farklıydı. Kyrie Irving ve Andrew Wiggins gibi iki genç yeteneğin etrafına kurulmuş beklentileri daha uzun vadeli nispeten mütevazı bir takım vardı. Ama 1-2 hafta içinde her şey değişti. LeBron James geldi. Wiggins-Kevin Love takası oldu. Ve anlaştığınız takımla yöneteceğiniz takım bir anda beklentiler açısından taban tabana değişti.
Doğru, beklentiler değişti ama bir anda dünyanın en iyi oyuncusuna sahip olmayı kim istemez? Bir anda iddialı olmayı, şampiyonluk sözünü telaffuz etmeyi, çıtayı oraya koymayı kim istemez? Kendisine ve yaptığı işe güvenen her koç ister. Ben de büyük memnuniyetle karşıladım. Ve sonuçlar açısından bakarsanız ilk sezonda NBA finali oynadık, ikincisinde de ben ayrılırken Doğu birincisiydik. Bundan daha iyi ne isteyebilirim?



Hiç arkama bakmam
NBA’e geri dönerseniz bu tecrübe oldukça faydalı olacak sanırım. Dönmeyi düşünüyorsunuz diye tahmin ediyorum.
- Bu yaz ABD’de üç ay boyunca değişik iş görüşmeleri yaptım. Birkaç takım için de son aşamaya kadar geldik. Ancak bizim işimizde pek çok defa olduğu gibi son anda son aday olarak tercih edilmedim. Ama NBA’de başantrenör olarak görev alamayacağımı görünce asistan olmak istemedim ve bana çok çekici, heyecan verici gelen Darüşşafaka Doğuş’un teklifini kabul ettim. Bir daha da arkama bakmadım. Bunu zaten asla yapmam. Şu anda tüm ilgim, tüm çabam, tüm konsantrasyonum Darüşşafaka Doğuş’u’ başarıya taşımaya adanmış durumda. İki yıllık sözleşmem var ve kulüple birlikte belirlediğimiz noktaya ulaşmak için çok heyecanlı ve istekliyim. Eğer işler iyi giderse daha uzun süre de kalabilirim.
Hedef kaliteli ve rekabetçi bir takım
Eminim başka teklifler de gelmiştir. Peki neden Darüşşafaka Doğuş?
- Her şeyden önce Ferit Bey’den (Şahenk), organizasyonundan, geçmişinden, işlerin nasıl yapılması gerektiği konusundaki vizyonundan çok etkilendim. Ayrıca basketbol temelli bir başkan ve genel menajerle, İbrahim Kutluay ve Mithat Demirel’le çalışma düşüncesi beni çok rahat hissettirdi. Kararımda bütün bunlar etkiliydi.
Buraya gelirken hedefler neydi?
Her şeyden önce sürdürülebilir bir başarı ortamı yaratmak. Kaliteli ve rekabetçi bir takım ortaya koyarak şampiyonluklar kazanmak.
Sezonun önemli bir bölümü geride kalırken bu uzun vadeli hedefler açısından ne kadar ilerlediğinizi düşünüyorsunuz?
- Olmak istediğimiz yerdeyiz diyebilirim. Artık Darüşşafaka Doğuş’la oynayan her takım burada kaliteli ve rekabetçi bir rakibinin olduğunun farkında. Şimdi bunu sürdürülebilir kılmak lazım. Her şeyi sırasıyla doğru şekilde yapmak gerekir. Sonuçlar da bunu izleyecektir.
Basketbolda artık herkes daha hızlı ve erken oynamaya çalışıyor. Tempo ve alan paylaşımı çok öncelikli. Siz bu şekilde oynamaya çalışan öncülerdensiniz. Bu oyun stilinin yaygınlaşması işinizi daha da kolaylaştırıyor mu yoksa fark yarattığınız bir alanda size yetiştiklerini mi düşünüyorsunuz?
- İbranice’de bir söz vardır. Kabaca tercümesi “Ekmeğini paylaş”. Bu oyunun mucidi ben değilim. Ben de başka koçlardan, başka takımlardan öğrendim. Kendim de bir şeyler katmaya çalıştım. Şimdi başkaları da aynısını yapıyor. Her gün onlardan yeni şeyler öğreniyorum. Umarım ben de başkalarına ilham veriyorumdur. İşime geldiğini veya işimi zorlaştırdığını söyleyemem. Herkesin kendine göre, oyuncularına göre farklılıkları var. Benim için de var. Her takımı aynı şekilde değerlendiremez, aynı şekilde oynatamazsınız. Bunu belirleyen pek çok faktör var. Personel, o anki şartlar, hedefler gibi.
Dört çocuk babasısınız. Ailenize çok düşkün olduğunuzu da biliyorum. Sürekli adres değil ülke değiştiren bir meslekte olmak zor olmuyor mu?
Kariyerim boyunca bunun zorluklarını yaşadım. Ailemi beraber götürebildiğim yerler oldu, götüremediğim yerler de. Onlardan çok ayrı kaldığım zamanlar da. Koçluğun benim açımdan en zor bölümü diyebilirim. Daha önce Efes’te çalışırken ailem buradaydı, şu anda değiller. Çünkü çocuklarım büyüdü. Hepsi 18’i geçti. Kendi hayatları var artık. Eşimin kendine ait bir işi var. Aslında Darüşşafaka Doğuş’u seçmemde bir faktör de çok kısa sürede Tel Aviv’e ailemin yanına gidebilme veya onların gelebilme özgürlüğü. Bu Cleveland’da sahip olmadığım bir lükstü.

İlerde diplomat olabilirim

Koçluk sonrasına ilişkin planınız var mı?Tam olarak bir tarih belirlemedim ama koçluk kariyerimin ardından diplomat olmak istiyorum. Dünyada pek çok yeri görmüş, pek çok toplumla yaşamış biri olarak yeterince deneyimim olduğunu düşünüyorum. Paylaşmak ve iletişim kurmak, toplumları yakınlaştırmak, insanları daha iyiye beraber yönlendirebilmek hep beni çeken, kendimi ait hissettiğim bir alan oldu. Sonuçta hepimiz sorunun hem çözümü, hem parçasıyız. Daha çok çözüm bulmak için iletişim kurmalı ve anlaşmalıyız. Bunun bir parçası, toplumlar arası bir parçası olmak istiyorum.

Sır falan yok

Sizi çok değerli koçlar arasına koyan en öne çıkan iki özelliğinizden biri taktik beceriniz. Diğeri ise beklenmedik oyunculardan beklenmedik performanslar almanız, seviye atlatmanız. Vitaly Fridzon, Bradley Wanamaker, Tyrese Rice, Nikita Morgunov, Dairis Bertans, Arriel McDonald, Devin Smith ilk akla gelenler. Ama sizinle çalıştıktan sonra bambaşka seviyeye çıkan çok sayıda oyuncu var. Bunun bir sırrı var mı?Sır falan yok. Her şeyden önce oyuncuyu iyi tanımanız gerekiyor. Tüm oyuncularınız için geçerli bu. Tüm oyuncularımın neler yapabileceğini, yeteneklerini iyi tanımaya çalışır sonra bu grup içinde onları en verimli nasıl kullanabileceklerini bulmaya çalışırım. Sonra da onlara kendi yeteneklerine uygun görevler verir ve daha önce yapmamışlarsa da bunu yapabilecekleri güveni de aşılamaya çalışırım. Bu saydığın oyunculara da, diğerlerine de farklı bir şey yapmadım. Bazıları daha yüksek ve sürdürülebilir birer sıçrama yaptı. Ben onların, doğal olarak da onlar da benim başarılı olmama yardım etti. Koçluk yaptım, o kadar.

İstanbul’u
çok seviyorum

Bu yaz yaşanan terör olayları ve darbe kalkışması sonrası Türkiye'ye gelmekten çekindiniz mi?
- Hayır. Öncelikle ben İstanbul'u çok seviyorum. Bana çok hitap eden, çok heyecan verici, çok canlı bir şehir. Ayrıca ben zor zamanlar gördüm, zor zamanlar yaşadım. Bu tip konularda endişe duyacak belki de son kişiyim. Türkiye güçlü bir ülke. Burada endişelenmemi gerektirecek hiçbir şey yok. Şimdi her şeyin daha yatışmış olmasından da elbette memnunum ama hiç endişe duymadım. Buraya gelirken de rahattım, şimdi de rahatım. Ayrıca dünyanın her yerinde tehditler var. Sadece burada veya herhangi bir başka noktada değil.
İstanbul'un en sevdiğiniz yanını söyleyin.
Eski ve yeninin buluşması. Tarihi ve modern hayatın bütünlüğü beni büyülüyor. Farklılıkların bir araya gelmesini görmek bana ayrı bir heyecan ve yaşama enerjisi veriyor. İstanbul'da bu fazlasıyla var.
Peki sevmediğiniz? Trafik hariç.
Bir huzursuzluk seziyorum. Yanlış yorumluyor olabilirim ama insanların endişeli olduğunu hissediyorum. Herkes için bunun geçmişle ilgili ve geçici olduğunu ve gelecekle ilgili olmadığını umuyorum.

Obradoviç’le rakibiz ama aynı taraftayız

Obradoviç hakkındaki görüşünüzü sorsam.
Zeljko Obradoviç yıllardır sahada rakibim olabilir. Birbirimizi yenmek için elbette elimizden geleni yapıyoruz. Ama ben karşılıklı takımlarda olsak da aynı tarafta olduğumuzu düşünüyorum. O doğru şeylerin tarafında. Prensipleri, oyuna saygısı, oyunu yüceltmesi, doğru hareket etmesi benim çok saygı duyduğum, kendimi aynı tarafta hissettiren değerler. Neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusunda çok paralel görüşlerdeyiz. Bu da karşılıklı oynasak da yan yana olduğumuzu düşündürüyor.
Ona büyük saygı duyuyorum.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çatışma çıktı şehit ve yaralılar var
Çatışma çıktı şehit ve yaralılar var
Acı Haber! Patlama oldu Şehit ve çok sayıda yaralılar var
Acı Haber! Patlama oldu Şehit ve çok sayıda yaralılar var