Yardım etme duygusu bağımlılık yaratıyor


+1



Yardım etme duygusu bağımlılık yaratıyor

Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun eşi Banu Türkoğlu, iki arkadaşıyla Mutluluk Halkası isimli bir oluşuma imza attı. Amerika’da başladığı yardım faaliyetlerini burada da sürdüren Türkoğlu, “Yardım etmek çok güzel bir şey ve insanın egolarını köreltmek için muhteşem bir fırsat” diyor

Yardım etme duygusu bağımlılık yaratıyor

Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu’nun eşi Banu Türkoğlu, iki arkadaşıyla Mutluluk Halkası isimli bir oluşuma imza attı. Amerika’da başladığı yardım faaliyetlerini burada da sürdüren Türkoğlu, “Yardım etmek çok güzel bir şey ve insanın egolarını köreltmek için muhteşem bir fırsat” diyor

NBA'in yıldızı Hidayet Türkoğlu basketbolu bıraktıktan sonra hayatının rotası değişti. 16 yıl ailesiyle Amerika'da yaşayan Türkoğlu, önce Türkiye'ye taşındı. Ardından Basketbol Federasyonu Başkanı oldu. Tüm bu zaman diliminde hayatı değişen sadece o değildi... Tüm kariyeri boyunca onun en büyük destekçisi eşi Banu Türkoğlu da hayatını değiştirdi. İki kızıyla birlikte, eşinin kararıyla Türkiye'ye döndü... Yeni bir hayat kurdu. Amerika'da yaptığı yardım faaliyetleriyle basının ilgi odağı olan Banu Türkoğlu, burada da aynı tarz bir yaşam sürüyor. Son olarak Mutluluk Halkası isimli bir oluşuma imza atan Banu Türkoğlu, kapı kapı gezip yardım dağıtıyor.


- Hidayet "Hadi gidiyoruz" dediğinde, istemedim. Ona "Basketbolu bıraktın ama burada da çok iyi işler yapabilirsin, neden gidiyoruz?" dedim. O bana, "Bir bilgi birikimim var, bunu ülkemdeki insanlara aktarmak ve ülkeme hizmet etmek istiyorum" dedi. Utandım. Bu çok güzel bir amaçtı. O bana bunu dedikten sonra direnmek çok manasız olacaktı. Direnmedim de... Biz de gelmeliydik. Geldik. Güzel bir amaç için buradayız.


- Bana "Bu neyin aklı, en kaotik dönemde ne işin var burada?" diye bakan gözleri görüyorum ama zor zaman diye herkes kaçarsa bu ülke kime kalacak?


- Türkiye'yle bağları hiç kopamadı onun. Hep aklında İstanbul, hep aklında Türkiye, hiçbir zaman Amerikalılaşmadı. Ben oraya gittiğimde yaşım daha küçüktü ve adapte olabilmiştim. Ama yurtdışında yaşayan birinde illa vatan özlemi oluyor. Buraya gelip o havayı solumak istiyor insan. Ama bunu; yemeklerini özlüyorum, boğazı özlüyorum diye basite indirgeyemem. Başka bir şey buraya dair özlem... Yurtdışındayken buranın insanını, hissini, ülkenin kendisini özlüyorsun. Vatana dönmek ayrı bir coşku.


- Spor hayatı çok kolaymış. Çok planlıydık. Bundan sekiz ay sonra ne olacağını bile biliyorduk. Hangi saatte evde, hangi saatte çıkacak belliydi. Bu pozisyonda öyle bir şey yok. Yani alıştığımızdan farklı bir durum.

DÜNYAYA BİR FAYDAM YOKTU

- Antalya'daydık. Eşim Cumhurbaşkanı'yla ertesi gün bir açılışa katılacaktı. Hayatımın en kabus gecesiydi. Bir tarihe tanıklık ettik. Çok korktum. Eşim çok soğukkanlıydı, "Hiçbir şey olmayacak, her şeyin üstesinden geleceğiz" dedi. Bir ara gözüm kapıda, o kapı iteklenerek açılır mı? Ben bu korkuları yaşarken, eşim "Sen git yat ve bunları düşünme" dedi. Ben de namaz kıldım ve "Allah'ım uyandığım gün şu andan daha iyi olur" diye yattım.


- Herkesin kafasında bir b planı var. İnsanlar b planları için bu kadar güç ve efor harcayacaklarına, Türkiye için ne yapabilirim, nasıl ülkemizi bu durumdan kurtarırız hesapları yapsalar b planına ihtiyacımız kalmayacak! Biz b planına odaklanmış yaşamıyoruz. Umut ederek bekliyoruz. 15 Temmuz'u minimum hasarda atlatmış bir ülke olarak, herhalde pek çok şeyin altından kalkabiliriz, bizi çok daha güzel günler bekliyor.


- Ortada olmamı gerektirecek bir başarım yok benim. Eşim çok başarılı ve ünlü bir sporcu. Ben işletme mezunu bir kadınım ve anneyim. Sade biriyim. Beni ortada görüp ne yapacaktı ki insanlar? Bugüne kadar yaptığım yardımlar da bireysel olduğu için, anlatacak bir şey yoktu. Ama şimdi bir birlik olduk anlatacak bir şeyim var.


- Kızlarım doğmadan önceydi. Okul bitmişti, biraz daha olgunlaşmıştım. Hiçbir şey yapmıyordum. Tabii ki eşimin arkasındaydım, evimizle ilgileniyordum ama dünyaya bir faydam yoktu. Yardım etmek çok güzel bir şey ve insanın egolarını köreltmek için muhteşem bir fırsat. İlk önce hastaneyle başladım işe... Ama hastane gidip çekimi bırakıp çıkmak kesmedi beni. İçinde yer almak istedim. İnsanın zamanının da zekatı vardır ya... Orada zamanımı harcamaya başladım. Hidayet antrenmana gidiyordu, ben hastaneye... Orada tek tek odaları geziyordum, tek tek isteklerini yerine getiriyordum. Kiminin odasını süslüyordum, kimine kitap okuyordum. Bulaşıcı hastalar katına da giriyordum, onlarla da ilgileniyordum.


- Müthiş. Bir kez yardım yaptıktan sonra bağımlı gibi oluyorsunuz. İnanılmaz hikayelere şahit oldum. Anladım ki hayat, evinden, minik ailen ve süper yaşamından ibaret değil. Komada çocuğu olan anneleri gördüm, hiçbir beklentisi olmadan çocuklarının başındalardı... Bulaşıcı hastalıkları olan çocuklar vardı...

Önce eşime, şimdi çocuklara bulaştırdım
- Zaten yardım faaliyetleri içindeydiniz, Türkiye'ye gelince bu resmi bir çatıya oturmuş... Mutluluk Halkası oluşumu nasıl ortaya çıktı?

- Sakarya benim çocukluğumun geçtiği yer. O şehre karşı özel bir duygusallığım ve bağlılığım var. O nedenle yengemin başında durduğu bir butik açtım. O butikte muhafazakar kesime yönelik ürünler, Gülsüm Elkhatroushi'nin tasarımlarını satmaya başladık. Gülsüm Hanım'la arkadaşlığımız ilerledi. O da kendini yardıma adamış biri ve dostluğumuz ilerleyince birlikte bir şeyler yapmaya karar verdik. Uzun zamandır planladığımız bir şeydi ama Aralık'ta Halep'te yaşananlardan sonra yerimizde duramadık.

- Bireysel yardımlarınız yeterli gelmedi mi?
- Bireysel olarak yardımlarımız oluyordu ama birlik olmamıştık. Birlik olmak daha işlevsel. Mutluluğun Adresi Sosyal Yardımlaşma Derneği'yle zaten işbirliği halindeydim. Yeni bir dernek kurmaktansa, onlarla bir projeye imza atalım dedik. Pınar, Gülsüm ve ben Mutluluk Halkası isimli bir birlik kurduk.

Sadece mültecilere değil, ülkemizde de ihtiyacı olana ulaşmayı hedefledik. Yardıma muhtaç köy okullarına da, kirasını ödeyemeyene de, gelinlik alamayana da... Çok yeni bir oluşum, umarım katlanarak gider. İnsanların bize yani Mutluluk Halkasına bağışladığı para asla dernek giderlerine kullanılmıyor, tamamı yardım için ayrılıyor. Bu benim diğer derneklerle ilgili çözemediğim bir şeydi... Bu yolla içim daha rahat oldu.

- Nerelere gitti topladığınız paralar?
- Kars'a erzak yardımını gönderdik. İhtiyacı olan birine akülü araba aldık. Bir kızımız var çeyizini hazırlıyoruz, Mersin'de üç çocuğun giderlerini karşıladık. Yardım ihtiyaçları olunca mesajlar bana düşüyor. Yardıma ihtiyacı olanları ben direkt arıyorum. Önce beni dernek asistanı sanıyorlar, öğrenince şaşırıyorlar. Zaman zaman kapıya kadar yardımları götürüyor, kendi ellerimle teslim ediyorum. Çünkü o insanların durumunu görmek istiyorum. Amacımız Türkiye'nin diğer illerine de yayılmak.

- Eşiniz ne diyordu tüm bunlara?
- İlk başlarda "Ne oluyor?" diye bakıyordu. Ama yardım etmek bulaşıcı bir şey. Önce eşime, sonra kızlarıma, şimdi aileme bulaştırdım. Annemin gün ekibi benim için yardım parası ayırır. Kızım Ela şimdi benim gibi. Suriyeli çocukları gördüğünde dayanamıyor. Benimle hastanelere, çocuk esirgeme kurumlarına gelir. Orada çocuklarla oynar, benim gibi yardım eder.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Son Dakika CHP, BM'ye Başvuracak
Son Dakika CHP, BM'ye Başvuracak
Son Dakika Van’da Terör Saldırısı
Son Dakika Van’da Terör Saldırısı