Misafir Perverlik - Mahcubiyet, İdeal Kültür ve Dask
Şemsettin KARACA (Cahil Köşe)

Misafir Perverlik - Mahcubiyet, İdeal Kültür ve Dask

 DASK'tan  önce...

+Neden ağlıyorsun?

- Depremde evimiz yıkıldı,her şeyimi kaybettim.Bisikletim,oyuncaklarım.Arkadaşlarım öldü....

+Üzülme,ağlama lütfen.Bak bizde kalırsınız,benim oyuncaklarım var odamda beraber oynarız,hem ben arkadaşın değilmiyim.Size yeni bir ev yaparız yeni oyuncaklar alırız.....

                                                               ***                              ***                                 ***

DASK'tan sonra...

+Anne yaaa!!

 -Efendim oğlum ne oldu?

+Ya bunlar ne zaman gidecek?Bıktım artık bunların yüzünden arkadaşlarımı bile eve çağıramıyorum...!

-Ama oğlum?..

+Ne aması maması ya,zamanında DASK yaptırsalardı böyle olmaz,bizim de huzurumuzu kaçırmazlardı işte.....!

                 DASK yaptırın,kültürünüzden,geleneklerinizden kurtulun....?!!

                                                           ***                                 ***                                   ***

              Oldukça teatral,aynı zamanda çoğumuza basit gibi gelen iki farklı diyalog..Amacım yazıda zikrettiğim kurumu kötülemek falan değil.yazının özetinde de belirttiğim gibi yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizi yeniden hatırlayıp gelecek nesillere aktarmamızın gerekliliğini vurgulamak.

Bunu da sadece bireysel değil toplum olarak ve her alanda yapmak. DASK ın son zamanlarda sık gösterilen reklamları belki yersiz ama,bende gelecek nesiller adına yukardaki diyalogları yaşayacağımız endişesini doğurdu.Sözkonusu reklam bunun sadece bir örneği,bu algıyı oluşturacak,bu tür duyarsızlıklara yol açma potansiyeli taşıyan daha bir sürü reklam ve uygulama sayabiliriz.

 

Sosyal sorumluluk sahibi bütün kurum ve kuruluşların yaptığı iş ve işlemlerde,verilecek mesajın neyi olumlayıp neyi olumsuzladığını iyi analiz edip ondan sonra toplumsal faydayı her açıdan en üst düzeyde sağlayacak bir biçimde davranmaları gerekir diye düşünüyorum.Afet sigortası yaptırmanın gerekliliğini,önemini vurgularken,hala ender de olsa yaşatılan misafirperverlik kültürünü olumsuzlamak,    ne kadar doğru? Reklamların izlenmesini ve yaratacağı etkiyi yetişkin-çocuk açısından değerlendirirsek, çocukların hem daha çok izlediği hem de daha fazla etkilendiğini  unutmamalıyız.

 

Sağlık Bakanlığının sigaranın zararları konusunda hazırlamış olduğu spotlar,olumlama açısından üstelik yetişkinler üzerinde bıraktığı etki bunun tam zıttı olarak çok güzel bir örnek teşkil etmektedir.Reklamların seçilmiş bir hedef kitlesi tabiki vardır ama siz istediğiniz kadar uğraşın bir yetişkini DASK'ın doğal afetleri engelleyeceğine inandıramazsınız çünkü böyle bir şeyin mümkün olmadığını bilir.

 

Peki hal böyle iken,bir çocukta bunun tam tersi bir etki bırakacak yani  afetzedelere  etkisini bir nebze de olsa hafifletecek unsurlardan sadece bir tanesi olduğunu anlatmak yerine,bir kesinlik ifade eden "YAPTIRIN KURTULUN" gibi bir slogan seçilir..?Bundan İyi-Kötü algısı oluşmuyormu?Ortaya kurtulmamız gereken bir durumdan ziyade birilerinin olduğu anlamı da  çıkmıyormu.?Evet hiç kimse başkasında uzun süre misafir kalmaktan memnun olamaz,onun mahçubiyetini de reklam ile de anlatamazsınız zaten,ancak yaşarsanız.

 

                                                       ***                                    ***                                     ***

           Unutmamalıyız ki,artık Anne-Baba,Öğretmen-Eğitmen Televizyon,İnternet vs. kadar çocuklar üzerinde etkili olmuyor.Mahalle kültürü,örf adetlerin de ruhuna Fatiha okuduk zaten.Pepe'yi de hayatımızda uygulama alanı bulmamız neredeyse imkansız.Eğtimde vermeye çalıştıklarımızı bir reklam filmi ya da bir dizinin berhava etmesi çok acı olsa gerek.İşte o yüzden bu mücadeleyi her alanda kordineli olarak yürütmemiz gerekir.

 

Teknolojiden Paradan Lüks yaşantıdan yoksun olmak telafisi mümkün olduğu için katlanılabilir bir durumdur ama paylaşım duygusu taşımayan saygıdan yoksun ve duyarsız bir neslin yol açacağı toplumsal çöküntü,telafisi oldukça zor bir durum..Öznesi İNSAN olan bir gezegeni Cennet ya da Cehenneme çevirmek de insanın elinde..Kentleşmenin neredeyse tamamlandığı bir ülkede,dünyaya ayak uydurmak için bize elzem olan mucitlerin duygusal zekasını en az IQ leri kadar geliştirmek zorundayız..

 

Toplu taşıma araçlarında vicdanı rahatsız olduğu için uyuyor numarası yapıp yaşlı teyzeye yer vermeyen bir çocuk veya genç bir sorundur,ama oldukça rahat,ayak ayak üstüne atmış tabletinde oyun oynayan bir gencin yol açacağı sorun çok daha BÜYÜK bir sorundur toplum için...Sonuç olarak "Misafirin her zaman başımızın üstünde yeri var"....

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Ahmet Hakan: Keşke Hakan Peker kelle paça içseydi
Ahmet Hakan: Keşke Hakan Peker kelle paça içseydi
Mustafa Keser: 20 yıl sonra Türk müziği mort olur!
Mustafa Keser: 20 yıl sonra Türk müziği mort olur!